Geçtiğimiz yılın son döneminde tarımdan şehir yaşamına kadar geniş bir alanda kaygı yaratan kuraklık tehdidi, yeni yılın ilk aylarında gelen yoğun yağışlarla etkisini azaltmaya başladı. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre Türkiye genelindeki barajların aktif doluluk oranı yüzde 42 seviyesine yükseldi. Bu oran, 2025’in aynı dönemine kıyasla belirgin bir toparlanmaya işaret ederek su yönetimi açısından umut verdi.
DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, 2026’ya hızlı giren yağışlı hava dalgasının rezervleri yeniden canlandırdığını belirtti. Barajlardaki aktif su hacminin geçen yılın verilerini geride bıraktığını vurgulayan Balta, özellikle ilkbahar aylarında beklenen ilave yağışların doluluk oranlarını daha da yukarı taşıyabileceğini ifade etti. Türkiye’deki barajların, etkin planlama ile yalnızca bir sezonluk değil, birkaç yıllık su ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekildi.
Su kaynaklarının en yoğun kullanıldığı alan olan tarımsal sulamada ise tasarruf odaklı yeni bir döneme geçiliyor. DSİ, açık kanal sistemleri yerine su kaybını minimize eden kapalı borulu sulama altyapısına ağırlık veriyor. Modern sulama teknikleri arasında yer alan damlama ve yağmurlama yöntemlerinin, geleneksel yöntemlere kıyasla yaklaşık yüzde 50 oranında su tasarrufu sağladığı belirtiliyor.
Öte yandan uzmanlar, artan doluluk oranlarına rağmen büyükşehirler için rehavete kapılınmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi nüfus yoğunluğu yüksek kentlerde tüketim hızının çok yüksek olduğuna dikkat çekilerek, mevcut artışın “sınırsız su” algısı oluşturmaması gerektiği vurgulanıyor. Bu yıl depolanan suyun gelecek yıllara aktarılabilmesi için tasarrufun günlük yaşamın kalıcı bir parçası haline gelmesi gerektiği ifade ediliyor.
Yetkililer, yağışların sağladığı toparlanmanın önemli bir fırsat sunduğunu ancak sürdürülebilir su yönetimi sağlanmadığı takdirde benzer risklerin yeniden yaşanabileceğini belirtiyor. Türkiye’nin su güvenliği açısından kritik öneme sahip 2026 yılı, hem bireysel tasarruf alışkanlıklarının hem de altyapı yatırımlarının belirleyici olacağı bir dönem olarak görülüyor.
