ABD Başkanı Donald Trump, 56. Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) ardından Washington’a dönüş yolunda yaptığı açıklamalarla küresel gündemi yeniden sert bir jeopolitik çerçeveye taşıdı. Uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, İran’a yönelik askeri varlık vurgusu, Grönland konusunda sınırsız yetki iddiası ve Rusya-Ukrayna müzakerelerine ilişkin değerlendirmeleriyle dikkat çekti.
İran’a ilişkin bir soru üzerine konuşan Trump, Tahran yönetiminin infazları kendi talepleri sonrası durdurduğunu öne sürerken, askeri caydırıcılık mesajını da açık bir dille verdi. “Her ihtimale karşı o yöne giden çok sayıda gemimiz var. Devasa bir filomuz İran yönüne ilerliyor” ifadelerini kullanan Trump, doğrudan bir operasyon sinyali vermekten kaçınsa da “durumu çok yakından izlediklerini” vurguladı.
Bu açıklama, Orta Doğu’da tansiyonun yeniden yükselebileceği endişelerini artırırken, Trump’ın belirsizliği bilinçli şekilde koruyan üslubu dikkat çekti. Filonun İran’a yönelik yeni bir gelişmeyle bağlantılı olup olmadığı sorusunu yanıtsız bırakan Trump, askeri varlığın büyüklüğüne vurgu yapmayı tercih etti.
Trump’ın sert söylemi Orta Doğu ile sınırlı kalmadı. Grönland konusunda NATO ve Avrupalı liderlerle “çok olumlu” görüşmeler yaptıklarını savunan ABD Başkanı, bu süreçte istedikleri her şeyi aldıklarını ileri sürdü. “Bu anlaşmanın bir süresi yok. 99 yıl ya da 50 yıl değil, sonsuza kadar” diyen Trump, askeri faaliyetler dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada olduğunu açıkça ifade etti.
Grönland’da yürütülecek faaliyetlerin NATO ile koordinasyon içinde yapılacağını söyleyen Trump, maliyet vurgusunu ise “Altın Kubbe” projesiyle sınırladı. Danimarka’nın bu sürece yaklaşımına ilişkin soruya ise net bir yanıt vermeyen Trump, iki hafta içinde gelişmelerin açıklanacağını belirtti.
Jeopolitik başlıkların bir diğer ayağında ise Rusya-Ukrayna savaşı yer aldı. Trump, müzakerelerde ciddi ilerleme kaydedildiğini savunarak, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky ile yaptığı görüşmenin “çok verimli” geçtiğini söyledi. Rusya’nın taviz verip vermeyeceğine ilişkin soruya ise “Herkes taviz veriyor, Rusya da verecek” yanıtını verdi.
Trump, hem Vladimir Putin’in hem de Zelensky’nin barış istediğini düşündüğünü ifade ederken, Rusya’nın Barış Kurulu’na katılım için gereken 1 milyar dolarlık bedeli dondurulmuş hesaplarından ödemek istemesine de olumlu yaklaştı.
Trump’ın açıklamaları, küresel piyasalarda son dönemde azalan jeopolitik risk algısının yeniden sorgulanmasına neden oldu. İran, Grönland ve Doğu Avrupa hattında aynı anda verilen sert mesajlar, önümüzdeki dönemde güvenlik başlığının ekonomi ve piyasa gündeminin önüne geçebileceğine işaret ediyor.
