Zeytin ve zeytinyağı sektöründe küresel dengeler Türkiye lehine değişiyor. İspanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci zeytinyağı üreticisi konumuna yükselen Türkiye, üretim gücü, ihracat artışı ve araştırma altyapısıyla sektörün merkez ülkelerinden biri haline geldi. Uluslararası Zeytin Konseyi (UZK), Türkiye’yi “zeytin dünyasında vazgeçilemez bir aktör” olarak tanımlıyor.
Merkezi Madrid’de bulunan UZK’nın Genel Direktörü Jaime Lillo, son beş hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin İtalya’yı geride bırakarak dünya ikinciliğine yerleştiğini vurguladı. Lillo’ya göre Türkiye yalnızca üretim miktarıyla değil, küresel tüketim ve sağlık eğilimlerine yaptığı katkıyla da öne çıkıyor. “Türkiye büyüyor ve dünya sağlığına katkıda bulunuyor. Zeytinyağında başaktör oldu” değerlendirmesi, bu dönüşümün en net özeti olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin küresel liderliği yalnızca zeytinyağıyla sınırlı değil. 2024–2025 hasat döneminde sofralık zeytin üretiminde Mısır’ı geride bırakan Türkiye, bu alanda dünyanın en büyük üreticisi konumuna yükseldi. “Olağanüstü bir hasat” olarak nitelendirilen bu dönem, Türkiye’nin tarımsal kapasitesinin ulaştığı ölçeği ortaya koydu.
İhracat tarafında da tablo dikkat çekici. Küresel ölçekte zeytinyağı ihracatı 2024–2025 hasat yılında yüzde 25 artarken, bu artışa en büyük katkıyı yüzde 132’lik sıçramayla Türkiye verdi. Bu performans, Türkiye’nin dünya ikinciliğini kalıcı hale getirdiğini gösteren en güçlü göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.
UZK içinde de Türkiye’nin ağırlığı artıyor. 2023’ten bu yana Konsey’de İcra Direktör Yardımcısı düzeyinde temsil edilen Türkiye, yalnızca üretici değil, politika ve proje geliştiren bir aktör olarak öne çıkıyor. İzmir’de bulunan Dünya Zeytin Koleksiyonu ve Ulusal Zeytin Gen Bankası, uluslararası ölçekte sayılı merkezler arasında gösterilirken, iklim değişikliğiyle mücadele projelerinde Türkiye kilit rol üstleniyor.
Ancak sektörün büyümesi, iklim değişikliği gerçeğini gölgede bırakmıyor. Lillo’ya göre özellikle Akdeniz havzasında hasat dönemleri arasındaki dalgalanma belirgin biçimde arttı. Art arda düşük verimli sezonların görülmesi ve fiyat endekslerindeki sert hareketler, iklim krizinin zeytin sektörü üzerindeki etkilerinin artık inkâr edilemez olduğunu ortaya koyuyor.
Buna rağmen küresel talep güçlü kalmaya devam ediyor. COVID-19 salgını, zeytinyağının sağlık üzerindeki etkilerini küresel ölçekte görünür kılarken, ABD, Kanada, Çin ve Japonya gibi geleneksel olmayan pazarlarda tüketim hızla arttı. Lillo bu süreci, “zeytin ve zeytinyağı üretiminde bir tür devrim” olarak tanımlıyor.
Veriler de bu tabloyu destekliyor. Türkiye, 2024–2025 hasat yılında 505 bin tonla tarihinin en yüksek zeytinyağı üretimini gerçekleştirdi. Kişi başı tüketim yaklaşık 2 kilogram seviyesinde seyrederken, ihracat 160 bin tonla güçlü bir sıçrama kaydetti. Önümüzdeki sezon üretimde düşüş beklenmesine rağmen Türkiye’nin küresel konumunun korunacağı öngörülüyor.
Uluslararası Zeytin Konseyi’ne göre zeytin, tarihinin en iyi dönemini yaşıyor: Daha yüksek üretim, daha kaliteli ürün ve daha bilinçli bir küresel tüketici profili. Bu dönüşümün merkezinde ise artık net bir şekilde Türkiye yer alıyor.
