Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye Yaşlanıyor: Nüfus 86 Milyonu Aştı, Ortanca Yaş 34,9’a Yükseldi

TÜİK’in 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 oldu. Doğurganlık hızındaki düşüş, evlenme yaşının yükselmesi ve artan yaşlı nüfus, demografik dönüşümün sürdüğünü ortaya koydu.

TÜİK’in 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçları, Türkiye’nin demografik yapısındaki dönüşümün hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye nüfusu, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168’e ulaştı.

Toplam nüfusun 43 milyon 59 bin 434’ünü erkekler, 43 milyon 32 bin 734’ünü ise kadınlar oluşturdu. Böylece nüfusun yüzde 50,02’si erkeklerden, yüzde 49,98’i kadınlardan meydana geldi.

NÜFUS PİRAMİDİ YAŞLANMAYI GÖSTERİYOR

TÜİK verilerine göre, 2007 ve 2025 yıllarına ait nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, Türkiye’de doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki düşüşe bağlı olarak yaşlı nüfusun arttığı, genç nüfusun oranının ise gerilediği görüldü. Bu tablo, ortanca yaşın yükselmesiyle birlikte nüfusun giderek yaşlandığını ortaya koydu.

ERKEKLERDE HİÇ EVLENMEYENLERİN ORANI DAHA YÜKSEK

2009 ve 2025 yıllarına ait medeni durum verileri incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlendi. Kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden fazla olduğu görüldü. Evlilerin oranının ise her iki cinsiyette de yıllar itibarıyla birbirine yakın seviyelerde seyrettiği tespit edildi.

EVLENME YAŞI YÜKSELMEYE DEVAM EDİYOR

Evlenme yaşı verileri de dikkat çekici bir artışa işaret etti. 2024 yılında evlenme yaşı kadınlar için 25,8’e, erkekler için ise 28,3’e yükseldi. 2025 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusu oluşturan 68 milyon 561 bin 445 kişiden 19 milyon 861 bin 472’sinin hiç evlenmediği, 41 milyon 271 bin 735’inin evli olduğu, 3 milyon 567 bin 484’ünün boşandığı ve 3 milyon 860 bin 754’ünün ise eşini kaybettiği açıklandı.

2025 “AİLE YILI”, ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL “AİLE VE NÜFUS 10 YILI”

Evlilik ve aile yapısını desteklemek amacıyla 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilirken, evlilik öncesi eğitimler, aile eğitim programları ve Aile ve Gençlik Fonu devreye alındı. Doğum yardımlarında da artış sağlanırken, önümüzdeki 10 yılın “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan edildiği hatırlatıldı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “GELECEĞİMİZ İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜİK verileriyle ortaya çıkan tabloya daha önceki açıklamalarında da dikkat çekmişti. Erdoğan, nüfusun yaşlandığını, doğurganlık hızının düştüğünü ve evlenme yaşının yükseldiğini vurgulayarak, aile kurumunun korunmasına yönelik politikaların önemine işaret etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında nüfus artış hızının yavaşladığını belirterek, toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilediğini ve bunun ciddi bir demografik risk oluşturduğunu ifade etmişti. Ayrıca boşanmaların önemli bir bölümünün evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleştiğine dikkat çeken Erdoğan, toplumda bireyselleşme ve yalnızlaşma eğiliminin arttığını dile getirmişti.

ORTANCA YAŞ 34,9’A YÜKSELDİ

Türkiye nüfusunun ortanca yaşı, 2024 yılında 34,4 iken 2025’te 34,9’a yükseldi. Cinsiyete göre bakıldığında, ortanca yaş erkeklerde 34,2’ye, kadınlarda ise 35,7’ye çıktı. Bu artış, nüfusun yaşlanma sürecine girdiğinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

EN YAŞLI İL SİNOP, EN GENÇ İL ŞANLIURFA

Ortanca yaşın illere göre dağılımında Sinop, 44 ile Türkiye’nin en yaşlı nüfusa sahip ili oldu. Sinop’u 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu izledi. En genç nüfusa sahip il ise 21,8 ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti. Şanlıurfa’yı Şırnak ve Siirt takip etti.

Açıklanan veriler, Türkiye’nin demografik yapısında yaşanan değişimin önümüzdeki yıllarda sosyal politikalar, ekonomi ve istihdam başta olmak üzere birçok alanda belirleyici olacağını ortaya koydu.