Bilim insanlarının dikkat çeken yeni araştırması, aşıların yalnızca enfeksiyonlardan korunmakla sınırlı kalmayıp sağlıklı yaşlanmanın da önemli bir parçası olabileceğini gösterdi. University of Southern California (USC) tarafından Ocak 2026’da yayımlanan çalışma, zona aşısının biyolojik yaşlanma üzerinde olumlu etkileri olabileceğine dair güçlü kanıtlar sundu.
Araştırma kapsamında 70 yaş ve üzerindeki 3 bin 800’den fazla katılımcının verileri incelendi. Bilim insanları, iltihaplanma düzeyi, gen ifadesi ve DNA üzerindeki moleküler işaretler dahil olmak üzere yedi farklı biyolojik yaşlanma alanını analiz etti.
Elde edilen bulgulara göre, zona aşısı yaptıran bireylerin biyolojik profillerinin, aşı olmayanlara kıyasla daha “genç” olduğu belirlendi. Özellikle yaşa bağlı kronik iltihaplanma olarak tanımlanan “inflammaging” seviyelerinin aşılı bireylerde anlamlı ölçüde daha düşük olduğu saptandı.
Araştırmada ayrıca DNA’daki moleküler yaşlanma işaretlerinin ve gen ifade süreçlerinin, aşılanan kişilerde daha yavaş ilerlediği gözlemlendi. Bu olumlu etkinin aşıdan sonraki ilk üç yıl içinde en belirgin düzeyde olduğu, ancak dört yıl ve sonrasında da etkisini sürdürdüğü belirtildi.
Uyuyan virüs baskılanıyor olabilir
Çalışmanın yazarlarından gerontolog Jung Ki Kim, bu etkinin altında yatan mekanizmanın, zona aşısının suçiçeği virüsünün (varicella-zoster) sinir sistemindeki periyodik yeniden aktivasyonunu baskılaması olabileceğini ifade etti. Virüsün her yeniden aktifleşme girişiminin vücutta stres ve iltihap tepkisi oluşturduğunu belirten Kim, aşının bu süreci engelleyerek biyolojik stres yükünü azalttığını dile getirdi.
Önceki araştırmalarla uyumlu
Söz konusu çalışma, zona aşısının demans riskini yaklaşık % 20 oranında azalttığını ortaya koyan 2025 tarihli araştırmalarla da örtüşüyor. ScienceAlert’ta yer alan değerlendirmelere göre bilim insanları, aşının bağışıklık sistemini adeta “eğiterek” yalnızca virüslerle değil, yaşlanmaya bağlı hücresel hasarlarla da mücadeleye katkı sağladığını düşünüyor.
Araştırma, aşılara yönelik bakış açısının enfeksiyon önlemenin ötesine geçerek sağlıklı ve uzun yaşam stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
